16 Mayıs 2026 — Cumartesi
15 Mayıs 2026 Cuma seans verileri ışığında haftalık değerlendirme
Borsa İstanbul, 15 Mayıs 2026 Cuma seansında %1,89 değer kaybıyla 14.367,60 puandan kapanış yaparak haftayı sert satış baskısı altında tamamladı. BIST 100 endeksi, gün içinde 14.265,67 puana kadar gerilerken haftalık bazda %4,61 değer kaybetti. Düşüşün arkasındaki temel itici güçler küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD-İran çatışması kaynaklı jeopolitik gerginlik ve Fed'in faiz indirim beklentilerinin sonbahara ötelenmesi olarak öne çıktı.
Yurt içinde TCMB'nin politika faizini %37'de sabit tutması ve 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26'ya yükseltmesi piyasa hassasiyetini artırdı. Endeksin geneli baskı altında kalsa da finansal kiralama-faktoring sektörü gün sonunda toparlanma sergileyerek pozitif ayrışırken, iletişim sektörü en sert düşüşü yaşadı.
15 Mayıs 2026 seansı, BIST 100 endeksinin bir önceki Cuma'ya göre yaklaşık 277 puan kaybettiği ve toplam işlem hacminin 169,1 milyar liraya ulaştığı sert bir satış günü olarak finans tarihine geçti. Endekse dahil hisselerin yalnızca 11'i prim yaparken, 86 hisse değer kaybetti ve 3 hisse yatay seyretti. Yatırımcı algısının ne kadar negatife döndüğünü ortaya koyan bu dağılım, sektörel ayrışmayı da derinleştirdi.
| Sıra | Sektör | Performans | Makro Sebepler |
|---|---|---|---|
| 1 | İletişim (XILTM) | -%4,10 | Düzenleyici belirsizlik, regüle tarife baskısı; defansif niteliğe rağmen makro ortamda momentum kaybı |
| 2 | Bankacılık (XBANK) | -%2,60 | Fed ve TCMB'den faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi; uzayan yüksek faiz ortamının kredi büyümesi ve net faiz marjı baskısı |
| 3 | Holding (XHOLD) | -%1,92 | Endekse paralel hareketin yanı sıra holding portföylerindeki bankacılık ve sanayi ağırlığının olumsuz katkısı |
İletişim endeksi, gün boyunca tüm sektörlerden negatif ayrışarak yatırımcının defansif konumlanma yerine nakit ve dövize yöneldiğine işaret etti. Bankacılık endeksinde ise gün ortasındaki %2,67'lik düşüş, TCMB'nin enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü revizyonunun doğrudan yansıması olarak okundu.
| Sıra | Sektör | Performans | Makro Sebepler |
|---|---|---|---|
| 1 | Finansal Kiralama-Faktoring | +%0,44 | Açılışta sert satış sonrası teknik tepki alımları; %8,79 düşüşten %0,44 yükselişe güçlü toparlanma |
| 2 | Madencilik (XMADN) | +%0,52 | Altın ve emtia fiyatlarındaki dirençli seyir; jeopolitik risk priminin değerli metallere yönlenmesi |
| 3 | Kimya-Petrol-Plastik | +%0,29 | Petrol fiyatlarındaki yükselişin rafineri ve petrokimya marjlarına yansıması; enerji krizi temalı pozisyonlanma |
Madencilik ve kimya-petrol-plastik endekslerinin pozitif ayrışması, dünkü seansın temel ekonomik hikayesinin emtia odaklı pozisyonlanma olduğunu doğruladı. Brent petrolün psikolojik direnç bölgelerine yaklaşması, rafineri ve petrokimya alt-sektörlerinde alım iştahını canlı tuttu.
Küresel piyasalardaki en kritik gelişme, Fed'in 2026 yılı faiz indirim beklentilerinin neredeyse tamamen ortadan kalkması oldu. Goldman Sachs analistleri Fed'in önümüzdeki iki faiz indirimini Aralık 2026 ve Mart 2027'ye ertelemesini öngörürken, ABD Merkez Bankası politika faizini %3,50-3,75 bandında sabit tuttu. Bu gelişme, gelişen piyasalara yönelik fon akışlarının zayıflamasına ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesine zemin hazırladı.
ABD-İran savaşı kaynaklı jeopolitik gerginlik, petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskıladı ve küresel enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Brent petrolün yükseliş eğilimi, ithalata bağımlı ekonomilerde maliyet baskısını artırırken, rafineri ve petrokimya segmentlerinde marj genişlemesi beklentisi yarattı. Aynı zamanda ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, küresel risk iştahını zayıflattı ve gelişen piyasa borsalarındaki satış baskısını derinleştirdi.
| Küresel Gelişme | Olumlu Etkilenen | Olumsuz Etkilenen |
|---|---|---|
| Petrol fiyatları yükselişi | Rafineri, Petrokimya, Enerji üretimi | Havacılık, Kara taşımacılığı, Lastik |
| ABD-İran jeopolitik gerilim | Savunma sanayi, Madencilik (altın) | Turizm, Havacılık, Bankacılık |
| Fed faiz indirim beklentisi silinmesi | Dolar bazlı gelir üreten ihracatçılar | Faize duyarlı GYO, Bankacılık, Holding |
| Tahvil faizlerinde yükseliş | Sigorta (yatırım gelirleri) | Bankacılık, GYO, İletişim |
Yurt içi cephede TCMB'nin yılın ikinci Enflasyon Raporu, piyasa fiyatlamalarının ana belirleyicisi oldu. Banka Başkanı Fatih Karahan, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26'ya yükseltirken, ara hedefini %16'dan %24'e revize etti. Bu güncelleme, faiz indirim ihtimalini sonbahar aylarına öteleyerek bankacılık ve faiz duyarlı sektörlerdeki satış baskısının temel tetikleyicisi oldu.
Reel sektör tarafında ise olumlu gelişmeler de dikkat çekti. Yabancı yatırımcılar Nisan 2026'da Borsa İstanbul'da net 1,263 milyar dolarlık alım gerçekleştirirken, en yüksek net alımı enerji ve savunma sanayi sektörlerinde yaptı. Astor Enerji'de 366,4 milyon dolar, Aselsan'da 275,5 milyon dolar ve Tüpraş'ta 130,7 milyon dolarlık net alım kaydedildi.
| Yerel Gelişme | Olumlu Etkilenen | Olumsuz Etkilenen |
|---|---|---|
| TCMB enflasyon yukarı revizyonu | Maden, Petrokimya, Sigorta | Bankacılık, GYO, Perakende |
| Faiz indiriminin sonbahara ötelenmesi | Sigorta (faiz gelirleri) | İnşaat, Otomotiv, Beyaz Eşya |
| Yabancı net alım (Nisan +1,26 mlr $) | Enerji, Savunma, Havacılık | — |
| İhracat (49 ilde pozitif performans) | İhracatçı sanayi, Otomotiv yan sanayi | — |
Mevcut konjonktürde hem küresel makro dinamikler hem de yurt içi ekonomik veriler birlikte değerlendirildiğinde, üç sektör belirgin biçimde öne çıkmaktadır. Bu sektörlerin tercih edilmesinde dönemsel avantajlar, güçlü fundamental hikayeler ve yapısal trendler etkili olmaktadır.
Enerji sektörü, hem küresel petrol fiyatlarının yükselişinden faydalanması hem de yabancı yatırımcının net alım yönelimi ile konjonktürel rüzgarı arkasına almış durumdadır. ABD-İran çatışmasının petrol arz güvenliği üzerindeki olumsuz etkisi Brent fiyatını yukarı taşırken, Türkiye'deki rafineri ve petrokimya şirketleri marj genişlemesi beklentisiyle değer kazanmaktadır.
Astor Enerji'de Nisan ayında 366,4 milyon dolarlık net yabancı alımı, Tüpraş'ta 130,7 milyon dolarlık net alım ve Aygaz'da 28,2 milyon dolarlık net alım, küresel sermayenin sektöre olan ilgisinin somut göstergesidir. Sektörün kapsadığı alt-segmentler arasında elektrik üretimi, dağıtımı, rafineri, doğal gaz dağıtımı ve yenilenebilir enerji yer almakta; bu çeşitlilik portföy düzeyinde dengeli bir konumlanma imkanı sunmaktadır.
Savunma sanayi, artan jeopolitik gerilimler ve Türkiye'nin yüksek teknolojili savunma ihracatındaki büyüme hikayesiyle yapısal bir kazanan olarak öne çıkmaktadır. ASELSAN'ın dünyanın en değerli savunma sanayi şirketleri sıralamasında üst sıralara tırmanması, sektörün küresel arenadaki konumunu güçlendirmektedir.
Aselsan'da Nisan ayında 275,5 milyon dolarlık net yabancı alımı, savunma sanayi temalı pozisyonlanmanın küresel sermaye nezdinde de güçlü olduğunu kanıtlamaktadır. Türkiye'nin yüksek ve orta-yüksek teknoloji ürünleri yıllık ihracatının 10 milyar dolardan 112 milyar dolara çıkması, sektörün makro çapadaki ağırlığını artırmaktadır.
Madencilik sektörü, dün açılışta sektör endeksleri arasında +%0,52 ile en çok kazandıran olmasıyla makro ortamın değerli metallere olan iştahını yansıttı. Küresel jeopolitik risk priminin yüksek seyretmesi, altın fiyatlarının ons başına 4.500 doların üzerinde dirençli kalmasına ve madencilik şirketlerinin defansif sığınak işlevini sürdürmesine zemin hazırlamaktadır.
Yurt içinde altın işletmeciliği ve değerli metal şirketleri, hem TL'deki değer kaybına hem de küresel emtia fiyatlarına çift yönlü kazanç imkanı sunmaktadır.
Mevcut yüksek faiz ortamı, yükselen maliyetler ve daralan iç talep koşullarında bazı sektörler önümüzdeki günlerde baskı altında kalmaya devam edebilir. Bu sektörler, hikaye akışı zayıflığı ve dönemsel maliyet baskıları nedeniyle dikkatli izlenmelidir.
Bankacılık sektörü, TCMB'nin faiz indirimini sonbahara ötelemesi ve enflasyon tahminindeki yukarı revizyonun ardından kısa vadede en kırılgan görünümlü sektörlerden biri konumundadır. Yüksek politika faizinin uzun süre korunması kredi büyümesini sınırlamakta, fonlama maliyetlerini artırmakta ve net faiz marjları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Sektör endeksinin dün %2,60 değer kaybetmesi ve gün ortasında düşüşün %2,67'ye ulaşması, bu hassasiyetin doğrudan yansımasıdır.
Buna ek olarak, MSCI revizyonunda bazı bankacılık hisselerinin endeksten çıkarılması ve yabancı yatırımcının seçici davranması (Akbank'ta -23,1 milyon dolarlık net satış buna örnektir), kısa vadede sektör üzerindeki baskının sürebileceğine işaret etmektedir.
GYO sektörü, uzayan yüksek faiz ortamından doğrudan olumsuz etkilenmeye devam etmektedir. Konut kredi maliyetlerinin yüksek seyri, talebi baskılamakta; inşaat üretiminin 39 ay sonra ilk kez yıllık bazda gerilemesi sektörün operasyonel görünümünü zayıflatmaktadır. Faiz indirim beklentilerinin sonbahara ötelenmesi, GYO hisselerindeki toparlanma senaryosunu da ileri tarihe taşımış görünmektedir.
GYO sektöründe portföyleri ofis ve perakende ağırlıklı olan şirketler, talep daralması ve kira artırımı sınırlamaları nedeniyle ek baskı görmektedir. Sektörün toparlanması için TCMB'den somut faiz indirim sinyali ile birlikte konut kredi koşullarında gevşeme şarttır.
Önümüzdeki hafta yurt içinde tüketici güven endeksi, işsizlik oranı, konut fiyat endeksi, dış ticaret dengesi ve reel kesim güven endeksi verileri açıklanacaktır. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.500 ve 14.400 puan destek, 14.700 ve 14.800 puan ise direnç konumunda izlenmektedir.
Yatırımcı algısının onarılması için TCMB'den daha güvercin bir iletişim, jeopolitik gerilimin hafiflemesi ve küresel risk iştahının güçlenmesi gerekmektedir. Bu koşullar oluşana kadar enerji, savunma sanayi ve madencilik sektörleri konjonktürel kazanan olmaya devam ederken; bankacılık ve GYO sektörlerinde dikkatli ve seçici konumlanma önem kazanmaktadır.